[Linux-sohbet] Debian tabanlı Pardus hakkındaki düşünceleriniz.

Yorum bırakın

08/07/2012 tarafından electrocoder

Linux-sohpet listesinden alıntılar.

Merhaba arkadaşlar

 

Pardus Danışma Kurulu toplantısı geçen hafta yapıldı ve kıyamet koptu. Akıllı tahtalarda deb tabanlı Pardus kullanılması tepkileri de beraberinde getirdi. Akıllı tahtalar yeterince incelenmeden çakma Pardus diye tepkiler oluştu. Hatta sadece masaüstünde Pardus resmi var denildi. Bu konulara fazla girmek istemiyorum.

Merak ettiğim geliştiricilerin Pardus’un deb tabanlı olmasıyla ilgili görüşleri. Paket sistemi pisi olduğu için yardım etmeyen Linux camiası acaba şimdi bu konuda ne düşüyor? MSB deb. tabanlı Pardus’u kullanmak istediğini ifade etmiş. Tahminin sunucu kısmında eski Pardus’un yetersiz olmasıdır.

Siz geliştiriciler bu konudaki görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

 

Merhabalar,
Debian ile ilgili hiçbir yorum yapmıyorum… Ancak bence en vahimi
projenin kimlerin elinde olduğu. Zaten Doruk bey çok net ifade etmiş:
Bir linux dağıtımında çalışan sürücüyü diğer bir linux dağıtımına
uyduramayacak kadar yeterliliğe sahip olmayan ama Projenin başında olan
insanların varlığı bu projenin zaten ölü doğduğunu gösteriyor…

Gerisi boş laf…

okumamış olanlar varsa diye, Doruk Fişek tarafından yazılmış yazı:

http://zzz.fisek.com.tr/seyir-defteri/pardus-dagitimi-bitti-yeni-bir-dagitim-basliyor/

bugüne dek hep Ubuntu, CentOS, SuSe, RedHat, Debian gibi dağıtımları kullanmış birisi olarak Pardus’u üzerinde bir proje geliştirecek denli deneyimleyememiş olduğum için üzgünüm. ama bundan sonrasından da umutsuz değilim.

Pardus’un 1. ya da 2. yılında belki belki anlamlı olan “Debian tabanlı olsa daha iyi olurdu” gibi bir düşünce proje başlayalı o kadar zaman geçtikten sonra anlamsızlaşıyor. Sayacı sıfırlayıp kitle üzerinde yılgınlık, işlerini görecek kadar bir Pardus çalışması (hani şu bahsedilen Microsoft’a fiyat kırdırma aracı olarak), emeksiz köfte yeme isteği gibi çeşitli nedenlerle böyle hareket ediyor olabilirler. Bir yerden sonra bu nedenler listesini tamlamaya çalışmak da boş bir çaba. Geminin kırdıkları yönünü görüp beğenmiyorsa birisi kendi beğendiği yöne kırmak için uğraşmalı. İzleyici konumdan çıkmalı.

Merhaba

Bence Pardus bu haliyle 6-7 yılda aldığı yoldan fazlasını 1 senede alacağı gibi kullanıcı kitlesini daha geniş bir alana yayacaktır.

Debian’ın paket zenginliğini de gözardı etmemek lazım.
Yine de ben Ubuntu kullanmaya devam edeceğim.
Bence yanlış zamanda yanlış şekilde alınmış doğru bi karar. Ki bu onun doğru bir karar olmasını engelliyor aslında.

Şimdi Pardus teknolojileri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değilim yani pisinin apt ye avantajı nedir? Sonra Çomar ne sağlıyordu bunları debianda yapabiliyor muyuz yapamıyor muyuz? Kısacası debianın avantajlarını hepimiz az çok biliyoruz ama Pardus’a geçmek için teknolojik olarak nelerden vazgeçildiğini bilmiyorum. O yüzden bu açıdan değerlendiremiyorum.
Ama psikolojik olarak Tübitak epey bir şeyden vazgeçmiş oldu.
  • Bir kere onca zaman yapılmş çalışmaları hiçe saymış çöpe atmış oldu (neyse ki özgür yazılım olması tamamen boşa gitmesini engelliyor bir yandan Anka ile bunlar yaşayacak sanıyorum.)
  • Kendi başına karar vererek bu projeye inananların ve destekleyenlerin inancını sarsmış oldu.
  • Hani özgür yazılım olduğu için “emeğe konmak” gibi bir yaklaşım saçma olur belki ama ortada etik olarak sakıncalı bir durum var. Pardus diye bir ço ksözleşme imzalanmış ve sadece bir isim değişikliğiyle alın bu pardus diyorsunuz.
Tübitak’ın bence bu karar sürecini şeffaflaştırarak ve danışma kuruluna güvenerek özgür yazılım camiasının güvenini kazanma şansı vardı ve bunu biraz kaçırdı. Camianın düşüncesini yok sayarak nasıl bir özgür yazılım projesi yrütmeye çalışacaklarını merak ediyorum.
Bunlar dışınca Debian tabanlı olmasına aslında sevinmedim değil. Ben eski bir pardus kullanıcısıyım ve gerçekten de bahsi geçen paket sıkıntısı yüzünden dağıtım değiştirmiştim. Artık bir kubuntu kullanıcısıyım. Geliştiren insanların da paketlerle uğraşmaktansa kullanıcının ve kamunun ihtiyaçlarını karşılayacak bir şeyler yapacak olması bence olumlu bir gelişme.
Ayrıca çok da karamsar bakmamakta yarar var. Biz genelde durumu kaybettklerimiz açısından inceleme eğilimindeyiz fakat Doruk Fişeğin yazısında şöyle bir bölüm var ki sonuna kadar katılıyorum:

Geçmişi sanki olmamış gibi silip, tamamen sıfır noktasında olaya bakarsanız, bir devlet kurumu var karşınızda; Debian’ı temel alarak çeşitli projeler yapmak istiyor. Bu iş için para ve emek harcamaya hazırlanıyor. LibreOffice için belge hazırlatıyor (birilerine). Debian temelli proje teklifleri için teşvik vermeye hazırlanıyor. Kamu kurumlarına gidip Debian kurmaya çalışıyor. Geçmişten bağımsız bakarsak, özgür yazılımın yaygınlaşması için çok iyi bir haber aslında.

Özetlersem bana göre yönetimsel bir fiyaskoyla karşı karşıya olsak da yine de güzel yanları yok değil.
http://www.ozgurlukicin.org/forum/ajans/24689/?page=1 adresinde de bir değerlendirme var. Okumayanlar için iletiyorum.
Merhaba,

Pardus projesi bu iki tezi dogrulamak icin yaratilmis gibiydi:

1. Yetenekli insanlar bir araya gelince güzel isler cikar.
2. Bürokrasi elini attigi her seyi kurutup öldürür.

Bunlari test etmek icin bu kadar para dökmeye gerek var miydi? Iste bu
noktada ciddi bir problem var. Pardus’un toplumdaki özgür yazilim
bilincine katkisini objektif olarak ölcmemiz mümkün degil.

Benim subjektif kanaatim:

a) Linux diye bir seyden haberi olmayan insanlar Pardus sayesinde bunu
duymus oldular. Yanlislikla windowsunu silen insanlarin bedduasi
projenin batmasinin sebeplerinden olabilir.

b) “Biz yapamayiz” psikolojisinin kirilmasina katkisi olmustur. Ancak
bu düsünce bizim camiamiza zaten hakim degildi ki!

c) Projede calisan genc yetenekler kendilerini gelistirmislerdir.
Aralarindan sorumluluk duygusu kuvvetli olanlar kendileri gibi 3-5
kisi yetistirirlerse cok iyi olur.

d) Özgür Yazilim = Linux = Beles mesaji pekistirildi, bunu temizlemek
yillar alacak.

e) Devletin ipiyle kuyuya inilmaz.

f) Bunu yazmiyorum, Tekman & Isingör ikilisiyle ugrasacak halim yok.

Toplamda tüm isletim sistemleri hakkinda net bir düsüncem var: En iyi
isletim sistemi en az görünendir, hic olmasa daha iyi olur. Bir
isletim sistemini bu kadar halkin gözüne sokmak yerine Open Office
gibi gündelik hayati kolaylastiracak, isletim sisteminden bagimsiz
yazilimlara yatirim yapilip ölcülebilir bir katma deger
olusturulabilirdi. Bir düsünün, gazetenin yaninda bir CD geliyor,
icinde tamamen Türkce (Gramer destegi vs. ile) bir ofis sistemi,
anlasilir, kullanilabilir bir antivirüs / firewall, cocuklar icin
egitici oyunlar vs. var. Ne oldu? Pardus’un icinde de bunlar var degil
mi? Evet, ama windowsta kullanamiyorsun Pardus’u? Isletim sistemiyle
bir eve, insanlarin bilgisayarlarina, hayatlarina girmek 80’li
yillarin modasiydi. Bilgisayar artik kullanicisinin en ince detayina
kadar tanimak zorunda oldugu cok kiymetli bir lüks degil. Bugün iyi
bir tost makinesi bilgisayardan pahaliya satiliyor. Bugünün bilgisayar
kullanicisi isletim sistemi hakkinda bir sey bilmek, yeni bir isletim
sistemi kurmak, isletim sistemleri arasindaki farki anlamak zorunda
degil. Cünkü bunun tüketici icin acik ve net görülebilir bir karsiligi
yok. Ne diyorlar, efendim kacak windows office kullanan insanlar
böylece legal bir sisteme sahip olacaklarmis. Devletin parasiyla
Microsoft’a yardim ediyorsunuz demektir bu. Pardus “for geeks, by
geeks” duvarini asamadigi, bugünün “normal” kullanicisinin ihtiyacinin
ne oldugunu anlayamadigi icin bosuna para harcanmis yüzlerce devlet
projesinden biri olarak kalir, bir süre sonra rafa kalkar, bir kac
sene sonra projeye onay veren bürokrat bile hatirlamaz ismini.

Uzun bir yazi oldu, bir ara toparlayip bloguma koyarim.

Merhaba,

Necdet Bey’in yazısında 2 konu öne çıkmış

1. Pardus geliştirici sayısı
2. Pardus İş Ortağı

Bu iki madde de Pardus’u ya da başka bir dağıtımı desteklemek için
yeterli kriterler olabilir mi?

Pardus yokken geliştiricisi de yoktu ve biz o zaman farklı Linux
dağıtımlarıyla iş yapmıyor muyduk?

Pardus İş Ortağı olarak görünmek o kadar da önemli bir konu mudur? Ya da
Debian İş Ortağı olarak?
Devinim olarak ikisinin de İş Ortağı olarak görünmüyoruz ama onlarca
Linux Eğitimi ve Danışmanlığı yaptık
geçen yıl. Eminim başka firmalar da yapmıştır.

Kamu, özel ve bireysel yaklaşık 300 kişiye Linux , Sistem Yönetimi ve
ilişkili eğitim vermişiz.
(Bu arada Tübitak’a daha önce gelin eğitim konusunda işbirliği yapalım
diye iletiler gönderip bir yanıt dahi alamadığımızı düşününce geldikleri
noktayı ne kadar da hak ettiklerini düşünmeden edemiyorum).

Şimdi de Pardus Danışma Kurulu (Doruk’un yazısını okuduktan sonra Pardus
Onaylatma Kurulu daha doğru olur bence) ile yine kendi dünyalarına göre
(içindeki birkaç kişiyi ayrı tutarım) bir grup oluşturmuşlar onu da
içeriden gelen bilgilere göre pek de iyi yapamayacaklar.

Bu Danışma Kurulu’na (her ne kadar herhangi bir beklentim olmasa da)
niye daha geniş bir kitleyi almadılar merak ediyorum.

Pardus konusunda bu ısrarcılıklar ve tutuculuk maalesef insanları ve
kurumları farklı noktalara götürüyor ve korkarım Tübitak’ın bir kez daha
başarısızlığı da çok daha büyük bir yılgınlık yaratacak.

Bu yüzden Tübitak’ın 2. bir başarısızlık hakkı olmadığını düşünüyorum.
Oluşturulan yapıların, başlangıçta yapılanların, iyi niyetli olsa da
acemi tutumların maalesef bu başarızlığı getireceğini düşünüyorum.

Umarım yanılırım.

Mengü Yazıcıoğlu
Devinim

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: